Sivrihisar Yöresindeki Gizemli Yığınlar

ata-kultleri

Ata Kültleri / “Dede (Çelebi) Düşekleri”

Etnik kimlik ve benliğimizin birer mührü olan ata kültürümüz; popüler kültür akımın asimile ve ezici etkisi nedeniyle her geçen gün sosyal hafızadan silinip her ne kadar bizleri bize yabancılaştırmaya devam etse de köklü geleneklerimizin kalıntıları zamana karşı varoluş mücadelesi vermeye devam ediyor. Dede (çelebi) düşekleri de bunlardan bir tanesi.

Düşekler, daha önce kutsal olmadığı halde kutsallığına inanılan bir kişinin kutsamasıyla oluşan ve bu hadiseden sonra adak yeri olma özelliğini kazanan kutsal mekanlardır.

Aynı zamanda adak yeri ihtiyacından doğmuş, sınırlı fonksiyonları olan, çoğu zaman niyaz edilip geçilen adak yerleridir. Bunlardan bir bölümü taş yığınları şeklindedir.

Düşekler bu yönleri ile “Oboo (Ovo) Kültü”ne benzer özellikler taşırlar. Ancak bundan önceki makalemde yayımladığım Oboo kültü ile karıştırılmamalıdır.

Oboo’lar İslam öncesi şaman kültürünün birer öğesi iken; düşekler Türklerin İslamı benimsemelerinden sonra ortaya çıkmış bir Türk – İslam sentezinin birer ürünüdür.

Eski yıllarda Türkmen beyleri, dedeleri, belli günlerde kendilerine bağlı yerleşim yerlerini dolaşır ve “talip” adını verdiği müritlerinin toplumsal ilişkilerini gözden geçirip düzenler ve bir takım sosyal ve dini toplantılar yaparlardı. Dedelerin bu tür dolaşmaları önceden bilindiği için o köylerde karşılama ve uğurlama merasimleri yapılırdı.

“Türkmen beyi veya Dede, yanında hizmetlerini gören “Kamber”iyle birlikte belli bir yere gelir. Oradan inip taliplerin kendisini karşılamasını bekler.

Bineğinden inip
― Burası benim düşeğim olsun, der.

Köylüler de yerden almış oldukları taşları dua ve niyaz ederek, düşeğin üzerine bırakırlar.
Burası artık kutsal bir mekândır. Yoldan gelip geçenler daha sonraki günlerde ve yıllarda dedeye hürmeten birer taş bırakırlar. Yörede daha büyük bir adak yeri yoksa burayı her türlü dilekler için ziyaret ederler; kurban keserek dilek dilerler.

“Düşek” kelimesinin anlamı düşek sözcüğünün Azerbaycan dilinde görülen “düşmek / inmek” sözünden geldiği ve dedenin ineceği yer anlamında kullanıldığı açıktır…

Dedelerin oturup dinledikleri bazı yerler, örneğin bir tepe, bir pınar başı, yaslanmış olduğu bir ağaç, bir kaya… Dede Düşeği olarak kutsallık kazanır. Çevreden küçük taşlar toplanarak kutsal bir mekân haline getirilir. Zaman içinde küçük küçük tepecikler oluşur. Sivrihisar yöresinde bu özellikleri taşıyan bir çok adak yeri bulunmaktadır.

Görüldüğü gibi dede düşekleri, bu yapısıyla Şamanlar tarafından meydana getirilen “Obalar”a ne kadar benzemektedir.

― Düşek yerinde ne yapılır?

Dilek dilersin, niyaz edersin. İsteyen o taş yığınından bir taşı teberrük (kutsal eşya) olarak alır; yerine bir taş koyar. Eve getirir, şifa niyetine o taşı ağrıyan yerlere sürersin. Bizim çocuğumuz olmuyordu, Düşek (Filanca Düşeği)’ten taş aldım getirdim, hanımım karnına sürdüm, bir çocuğumuz oldu. Dileğimiz olunca da kurban ile üstüne gittik (ziyaret ettik) gibi…

Resimde gördüğünüz Sivrihisar/Elcik köyü sınırlarında bulunan bir çelebi düşeğidir.

Küçüklüğümde özellikle hıdırellez ve yağmur dualarında köydeki tüm çocuklarla birlikte buraya gelip çaput bağlar yakarılarda bulunur, topladığımız küçük taşları yığının üzerine atardık…

Bir çok insanın şifa veya adak için burada çaput bağlayıp dua ettiğini dün gibi hatırlıyorum.

Görüldüğü gibi Dede Düşekleri / Çelebi Düşekleri, herhangi bir yatır mezarı veya türbesi gibi kutsallığını korumaktadır.

Murat KESMEN 30/11/2016

Etiketler: , ,

Yorum Yaz