Sivrihisar; Tablo ve Tarih

  • 18 Ekim 2016
  • 753 kez incelendi.

sivrihisar-havadan

Sivrihisar Nasıl Bir Yer? Bakarsan Tablo, Gezersen Tarih. Bir Kültür Hazinesi Sivrihisar

keramettin-cetinAnkara – Eskişehir – İzmir yolu üzerinde, 21.000 nüfusuyla Eskişehir’in en büyük ilçesi Sivrihisar. Adını, eteklerinde kurulduğu gökyüzüne mızrak gibi uzanan sivri kayalardan alıyor. Dışarıdan bakınca kara sivri kayaları, taş sokakları ve eski evleriyle bir tablo gibi görünür. İçine girdiğiniz zaman binlerce yıl öncesinden günümüze uzanan tarih ve kültür hazinesiyle karşı karşıya kalırsınız. Tarihin dolambaçlarında turistik bir gezidesinizdir artık. Sivrihisar; dışarıdan bakarsan tablo, içine girersen tarih?

Ağabeyim Sivrihisar’da çalıştığı için zaman zaman Sivrihisar’ı gezme görme fırsatı buldum. Geçen yıl tozlu yolları, eski kaldırımları ve evleriyle, tarih ve kültür hazinesinin zenginliğine karşın, bir o kadar da bakımsız halini görüp üzgün ayrıldığım ilçe, bu yıl sevinç yumağı haline getirdi beni. Sihirli bir el, mevcut tarihi ve kültürel değerleri (Ulu Cami ve Bahçesi, Alemşah Kümbeti, Ermeni Kilisesi, Heykeller Bölgesi, Nasreddin Hoca Kültür Parkı) elden geçirerek, bölgeyi, bir cazibe merkezi haline getirmiş. Gördüğüm bu değişim, bir tarih öğretmeni olarak fazlasıyla mutlu etti beni. Kuşkusuz bu değişimde aslan payı Belediye Başkanı Sayın Hamid Yüzügüllü’ye ait. Bir önceki gezimde eski belediye binasında ziyaret ederek tanışmıştım kendisiyle. Sohbetin anısına, belediyenin kültür yayınlarından armağan etmişti bana.

Bu yıl Ağustos ayında yine Sivrihisar’daydım. Tabanlara kuvvet şehir içi tura çıktım. Ulu Cami, Saat Kulesi, Ermeni Kilisesi derken, sıcağın da etkisiyle yorulmuştum. Bir yerde oturup soluklanayım dedim. Çiçekleri, fıskiyesi Nasrettin Hoca heykeliyle, küçük bir parkı andıran bahçesiyle, pırıl pırıl yeni bir belediye binasıyla karşılaştım.

Modern bir kültür merkezini andıran belediye binasını, çalan hoş bir fon müziği eşliğinde gezmek, bütün yorgunluğumu aldı. Aydınlık koridorları, geniş odaları, duvarlardaki Sivrihisar’ı betimleyen simge ve rölyefleriyle yeni belediye hizmet binası büyülemişti beni. Alt kat bölümlerinin kültür ve sanat atölyelerine ayrılmış olması ayrıca sevindirdi beni. En üst kat başkanlık makam odasının olduğu koridor duvarları Balık-damının kuş ve balık çeşitliliğini yansıtan tablolarla bir sanat galerisini andırıyordu. Yine aynı katta belediyenin çok amaçlı, ferah salonunu görünce, “Sivrihisarlılar çok şanslı. Burada ne güzel etkinlikler yapılır.” demekten kendimi alamadım.

Belediye Kültür Müdürü Sayın Meriç OKUR ile tanışıp Türk kahvesi eşliğinde sohbet etme imkanı buldum. Müjdeli haberler aldım: Sivrihisarlı Heykeltıraş Metin Yurdanur’un evinin heykel müzesi haline getirileceği, Saat Kulesi ve çevresinin düzenlenip kuleye çıkan yolun sanat yolu haline getirileceği. Geleneksel Sivrihisar evlerinin olduğu sokak ve evlerin restorasyonunun ve çevre düzenlemesinin yapılarak, turizme kavuşturulacağı. İlk kez haziran ayında gerçekleştirilen “Nasreddin Hocayı Anma Etkinlikleri”nin geleneksel hale getirileceği bunlar arasındaydı.

İddia ediyorum, Sivrihisar biraz gayret ve yenilenmeyle, yeni proje ve çalışmalarla Türkiye’nin önemli bir tarihi ve turistik cazibe merkezi olacaktır. Restore edilmekte olan, taş ve tuğla işçiliğiyle dikkat çeken geleneksel Sivrihisar evlerinin olduğu sokaklar bu inancımı güçlendirdi. Bana Safranbolu, Beypazarı; Hamamönü sokak ve evlerini anımsattı.

Geçen bir yıl içinde, Sivrihisar, temize çekilen bir defter gibi olmuş. Kilise ve Saat Kulesi çevresi; yürüyüş yollarıyla, yeni düzenlemeyle, Metin Yurdanur’un yapıp armağan ettiği Türk kültürünün ve tarihinin önemli şahsiyetlerinin süslediği onlarca heykelle, açık hava müzesi haline dönüşmekte. Stadyum ve çevresi, yeni tesisler ve düzenlemeyle modern bir spor kompleksi haline gelmiş; bambaşka bir görünüm kazanmış.

Şehrin çeşitli yerleri Nasreddin Hocanın heykel ve doğurgan kazanlarıyla donatılmış. Bunlar, şehre ayrı bir hava ve güzellik katmış. Nasreddin Hoca gibi dünya çapında nüktedan bir filozofun doğup büyüdüğü topraklar tarafından sahiplenilmesi, onun simge bir isim ve motif olarak kullanılması, hoşuma gitti. Kızım ve yeğenlerimle nerede bir Nasreddin Hoca heykeli gördüysek fotoğraf çektirdik. Dalından düşmüş yemyeşil at kestanelerini, bereket timsali elimizde taşıdık.

Ulu Cami’nin karşısındaki sarmaşık yapraklarının doğal bir tente görevi gördüğü çay bahçesinde çayımı yudumlarken Ulu Cami’yi, Saat Kulesini seyretmek; çarşı havasını solumak bana müthiş bir keyif vermiştir her zaman.

Sivrihisar’la ilgili birçok “anılası anı” mevcut belleğimde: Pessinus antik kenti kazı evi bahçesinde gördüğüm sarı, kehribar renkli aslan heykelini çok sevmiş, başına bir hal gelmesinden çok korkmuştum. Ören yerini gezerken birdenbire taşların, yıkıntıların arasında, yaz sıcağında karşıma çıkan ne olduğunu bilmediğim yemyeşil ağacı ve meyvesini Antik dönem Frig ağacına benzetmiş; duygulu anlar yaşamıştım.

Akdoğan Mescidi önünde bankta oturan mahalle kadınlarının fotoğraflarını çekerken ki sakin ve masum halleri gözlerimin önünde.

Gavur hamamına tırmanırken yere yuvarlanmamı, bir de kilisenin yanında eski bir çeşme duvarının üzerine kurumak üzere serilmiş eski bir kilimin canlı renklerini ve desenlerini unutamıyorum. Sonradan öğrendim, Sivrihisar’ın geleneksel halı ve kilimleri de meşhurmuş. Saat Kulesi eteklerinde eski iki katlı Sivrihisar evinin önünde karşılaştığım, bir kadın ve eşinin fotoğraflarını çekerken ki yaşlı ve hüzünlü halleri, mütevazı evlerinin kapısını bana açmaları ve alt katını gezmeme izin vermeleri; yine kule merdivenlerinde kazların ve çocukların kendi dünyalarındaki gezintileri ve koşuşturmaları Sivrihisar imajımın unutulmazları arasında.

Sivrihisar, kayalarında medeniyetleri saklayan, binlerce yıllık tarihi, kültürü, bereketli topraklarıyla; yetiştirdiği bilge insan ve sanatçılarıyla gözümün ve gönlümün şehri. Sivrihisar beni dinlendiren, beni zenginleştiren “sakin şehir ” .

Bir daha ki ziyaretimde, Sivrihisar’ın daha önce gezmediğim yerlerini; Nasreddin Hoca’nın doğduğu Hortu Köyü’nü, Balık Damı’nı, Sivrihisar Dağı tepesindeki Yazıcıoğlu Kalesini, doğal görüntüleriyle merak ettiğim “Kertenkele Kayası”nı, “Mucize Kaya”yı, “Aşık Kadın Kayası”nı gezip görmek istiyorum.

Sırtını, her zaman olduğu gibi, sarp kara kayalara yasla; kollarını aç ve bekle beni Sivrihisar.

***

Yazar: Keramettin ÇETİN
Kaynak:www.bartinhalkgazetesi.com.tr/-sivrihisar–tablo-ve-tarih-3423m.htm

 

Etiketler: , , , , ,

Bu yazıda yorumlar kapalı.