Elfabe

  • Genel
  • 18 Mayıs 2015
  • 2.630 kez incelendi.

EL VE YÜZ ÇİZGİLERİNİN ANLAMI

Eller, insan yüzü gibi orijinal ve kişiye özgüdür. Nasıl ki yumurta ikizi denilen ve tıpatıp birbirine benzeyen ikizlerin simaları bile dikkatle incelendiğinde farklılıklar arz ederler; aynı onun gibi insanların elleri de birbirinden farklıdır.

Bütün insanlar, genel yapıları itibariyle tek elden çıkmıştır. Hepsi aynı ‘Usta”nın, aynı fabrikanın mahsulüdür. Fıtrî sakatlıklar hariç, her insanın yüz ve beden unsurları aynıdır. Ne var ki kudret eli, kendi “tekilliği”nin mührünü, sanatına nakşederek her bir ferdi “tek” ve orijinal kılmıştır. Dolayısıyla bir bütün teşkil eden türün, her bir ferdi tek nüshadır, benzeri yoktur.

İnsanlarda bu benzerliğin şekil bakımından gözle görülebilir yoğunluk kazandığı yerler yüz ve ellerdir. Bununla birlikte her insanın siması bir kimliktir ve asla ötekine tam olarak benzemez!

Onun gibi, ellerimiz de bir kimliktir! Hele elimizin baş­parmağı, değiştirilmesi asla mümkün olmayan bir kimliktir. Söz gelimi, başparmağın derisi yüzülecek olsa kanımızda bulunan kök hücrelerimiz, kendisinde yazık genetik programına göre, öncekinin aynısı olan deriyi dokuyup parmağımıza giydirir. En fazla iki santimetre karelik bir tuvalde, üç şekil etrafında var edilen kombinasyonlar, altmış dört milyarda bir bile benzerlik ihtimali taşımamaktadır.

Başparmağın bu özelliği, 18. yüzyıldan itibaren adli vak’alarda hizmet vermeye başlamıştır. Bugün başta Amerika olmak üzere, ileri ülkelerin çoğunda sayıları milyonları aşan parmak izi arşivleri kurulmuştur.

Aynı şekilde gözümüz ve gerisindeki retina da bir kimliktir. Hepimizin gözü birbirine benziyor olsa da onun içinde öyle izler, nakışlar, nişanlar ve hatlar var ki bizden başka hiç kimse bizi taklit edemez!

Bu iki unsurun varlığından bile anlaşılıyor ki her insan ve ona ait uzuvlar asla diğerine benzemeyecek, sadece sahibim temsil edecek izlerle ve işaretlerle donatılmıştır.

Bununla birlikte, elleri; genel yapıları ve parmak biçimleri bakımından sınıflandırmak da mümkündür. Ancak bu kaba sınıflandırma, kişinin karakterini ve kaderini anlamamıza yetmez. Bu yüzden iyi bir el incelemesi için elin dış görünümü ile birlikte avuç içindeki çizgilerini de dikkate almak gerekir.

İyi bir el çizgileri yorumcusu için, yalnız bir elde görülen ipuçlarına bakmak da yeterli değildir. Her iki elin de bütün ayrıntılarına dikkat etmesi gerekir. Bir tek ele bakmak çoğu kere insanı yanıltır. Çünkü bazen bir elde görülen çizgi veya işaret, diğer elde görülen özellikleri geçersiz kılabilir.

Bununla birlikte sol elin çizgilerinin, sağ elin çizgilerinden daha sağlam bilgi olduğu muhakkaktır. Çünkü genel bir kabule göre, sol el -eğer kişi sağ elini kullanıyorsa- yapısal tüm özellikleri ve kapasiteyi yansıtırken, sağ el, o kapasitenin ne kadarının realize edildiğini veya edileceğini gösterir. İnsan yaşlandıkça bu ayırım çok net fark edilebilecek hale gelir.

Kısaca: Sol el, Yaratıcının insana bahşettiği bütün imkan ve yeteneklerin deposudur. Sağ el ise bu hazineden ne kadarını kullanabildiğimizi ve kullanabileceğimizi gösterir.

Unutmayalım ki üst bilinç, bilinçaltında var olanları kontrol etmek üzere yaratılmıştır. Elbette bilinçaltımız tam bir gayya kuyusudur. Elin içinde, bilinç altımızın dehlizlerini de görebilmek mümkündür. Ama hepimiz de biliyoruz ki oradaki çirkinliklerin dışarıya taşmasına bilinçli irademiz, ahlakımız ve inancımız müsaade etmiyor!

Hepimiz içimizde vahşi bir hayvanı (azgın bir nefsi) barındırdığımızı biliyoruz. İşte elimizdeki, avucumuzdaki, yüzümüzdeki işaretler o hayvanın kabiliyetlerini verir. Siz onu iradeniz, ahlakınız ve inancınızla eğitir, Ademiyet mertebesine çıkarırsınız.

Kendisini dinlemesini bilenler, karşılaştıkları işaretlerin aslında kendilerinde var olduğunu sezerler. Ama onlar kendilerini idare etmeyi, kontrol etmeyi bilmişlerdir ki canavarın açığa çıkmasını önlemişlerdir. Veya içlerindeki meleğe cesaret vermediklerini anlayacaklardır.

Nefsimizin “emmaretun bissu”; daima olumsuzu (yani uzun vadede aleyhimize olacak şeyleri) telkin eden bir canavar olduğunu hepimiz biliyoruz.

Derinden derine kendimizi dinlesek, sizde var olduğunu tespit ettiğiniz çizgilerin karşısında yazılanların nefsimiz tarafından bize telkin edildiğini hissederiz. Ama biz onu engellemeyi başarmışızdır. Çünkü iman ve ahlak ile birleşen akıl ve iradenin, insan tabiatında alt edemeyeceği şey yoktur.

Netice olarak burnumuz veya kulağımız şu veya bu şe­kilde, avucumuzdaki çizgiler şunun veya bunun habercisi olduğu hâlde bu şekiller için yazılmış özellikler sizde aktive edilmemiş olabilir. Çünkü iman ve ahlak tam da insandaki bu tür eğilim ve sapmaları bastırmak veya iyiye yönlendir­mek için verilmiştir.

elfa

ŞEKİL BAKIMINDAN ELLER

Belli başlı yapılarına göre ellerin sınıflandırılmasına gelince…

Yapı ve görüntü itibarıyla elleri, Tam Orantılı El, Orta El, Om El, Geniş El, Dar El, Büyük El, Şişman El, Kalın El, Tombul El, Tümsek El, Kısa El, İnce El, Yumuşak El, Sert İl, Şukur El, Katı El, İçe Kıvrık El, Açık El, Çengel El, Tüylü El, Çok Tüylü El, Tüysüz El, Nemli El, Kuru El, Kaba pürüzsüz El, Zayıf Biçimsiz El ve Hissi El olmak üzere 27 kategoridir.

Etiketler: ,

Yorum Yaz